Bruno Gröning Fenomeni - Belgesel Film

1949 yılında medyadaki manşetlerden inmeyen bir ad vardır: Bruno Gröning.

Bruno Gröning Fenomeniplay

Şifa Fenomeni - Belgesel Film

Şifalar devam ediyor. Bruno Gröning 1950’lerde olağanüstü şifalarla dünyanın her yerinde manşetlerdeydi. 1959’da vefat ettiğinde bir çok insan bu fenomenin bittiğine inandı. Ama bunun tam tersi sözkonusuydu: Her kıtadan insanlar, Bruno Gröning’in öğretisi sayesinde yardımlar ve şifalar almaya devam ediyor.

  • 3 Bölümlük Belgesel Film
    (98/92/102 toplam 292 dakika)
  • Giriş Ücretsizdir
    Gönüllü Bağış Rica edilir

Şifa Fenomeniplay

Ne Zaman ve Nerede?

film1 icon = Bruno Gröning Fenomeni
film2 icon = Şifa Fenomeni
film1&2 icon = Her İki Film

Diğer Kaynaklar

 

 

 

 

 

İletişim

E-Posta:
Bu e-posta adresi spam robotlara karşı korunmaktadır! Gösterilmesi için JavaScript'in etkinleştirilmesi gerekmektedir!
Bize bir e-posta gönderin. (*) ile işaretli tüm alanları doldurmak zorunludur.

Künye

Bruno Gröning-Arkadaş Çevresi

Haidauer Strasse 6
DE-93107 Thalmassing
Tel.: +49 (0) 9453-998626
Faks: +49 (0) 9453-996593
E-Posta: İletişim Formu


Dernek:

Doğal YaşamYardımı Halkası Tescilli Dernek

(kamu yararına olduğu ve hayırsever amaçlara hizmet ettiği kabul edilmiştir)

Bornschlade 38
DE-53797 Lohmar
Tel.: +49 (0) 2242-901199
E-Posta: Bu e-posta adresi spam robotlara karşı korunmaktadır! Gösterilmesi için JavaScript'in etkinleştirilmesi gerekmektedir!

Kayıt Numarası: Siegburg VR 1843
Yönetim Kurulu: Dieter Häusler, Helga List

Bruno Gröning'in Yaşamı

1949 yılında Bruno Gröning ismi bir anda kamuoyunun gündemine gelir. Basında, radyoda ve haftaya bakış programlarında röportajlar yayınlanır. Kısa süre içinde "Mucize Doktor" diye adlandırılan Bruno Gröning'in çevresinde gerçekleşen olaylar genç cumhuriyetin nefesini keser.

Halkın tüm katmanlarında hararetli ve ihtilaflı tartışmalar yapılır. Duygusal açıdan aşırı dalgalanmalar olur. Din adamları, doktorlar, gazeteciler, hukukçular, politikacılar ve psikologlar: Herkes Bruno Gröning'i konuşur. Onun mucize şifaları bazıları için yüce bir gücün ihsan ettiği armağanlardır, diğerleri içinse şarlatanlıktır. Ancak şifaların gerçekliği tıbbi araştırmalar aracılığıyla kanıtlanır.
1906 yılında Danzig'te doğan ve savaştan sonra memleketinden sürgün edilerek Batı Almanya’ya iltica eden Bruno Gröning sade bir işçiydi. Ekmeğini marangozluk, fabrika ve liman işçiliği, telgraf dağıtımı ve zayıf akım aletleri montajı gibi oldukça çeşitli işler yaparak kazanıyordu. Şimdi bir anda kamuoyunun ilgi odağı olmuştu. Mucizevi şifaları hakkındaki haberler dünyanın her yerine yayıldı.
Ancak, karşı güçler de mevcuttu. Nüfuzlu doktorlar, üst düzey kilise yetkilileri, eski yardımcıları Bruno Gröning’in çalışmalarını engellemek için her şeyi harekete geçirdiler. Şifa yasaklarıyla kovuşturuldu, hakkında davalar açıldı. Çalışmalarını bir düzene oturtma çabalarının tümü başarısız oldu. Bir yandan yetki sahibi toplumsal kuvvetlerin karşı koymasından dolayı, öte yandan yardımcılarının yetersizliği veya açgözlülüğü nedeniyle. Bruno Gröning 1959 yılının ocak ayında Paris’te vefat ettiğinde, kendisine karşı açılan son dava tüm hızıyla devam ediyordu. Dava durduruldu, nihai karar asla verilmedi. Ancak bir çok soru yanıtsız kaldı.

O dönemdeki şifalanmalar

Dr. phil. A. Kaul 1949’da Herford'daki olaylar hakkında bir broşür hazırladı.

Aşağıda birkaç alıntı sunulmaktadır:
„1949 yılının haziran ayının 17‘sini 18'ine bağlayan gece Wilhelmsplatz 7 numaradaki evde şifa arayanların arasında, Bruno Gröning'in ününden haberdar olmuş İngiliz beyler ve hanımlar da bulunmaktadır. Alman bir doktor, doğrudan tedavi ettiği üç hastası ile birlikte gelmişti: Sol ayağı sertleşmiş, akciğer ve kemik tüberkülozuna yakalanmış bir genç adam, her iki bacağı felçli bir erkek çocuk ve kronik sinirsel baş ağrıları olan genç bir kız vardı.
Gröning hiç bir teşhis koymuyor. Tüberkuloz hastası genç adama hemen, dikkatini sol bacağının kemiğine yöneltmesini söylüyor.
Her iki bacağı da felçli erkek çocuk iki koltuk değneği ile annesinin yanında oturmaktadır: 'Evladım, ayağa kalk!' Anne hemen söze giriyor: 'Ayağa kalkamaz, o felçli ki!' diyor. Gröning başını çeviriyor. 'Bunu söylememeniz lazım!‘ diye neredeyse sert bir biçimde azarlıyor onu. ‚Siz çocuğunuzun hastalığını sımsıkı tutuyorsunuz! Evladım ayağa kalk, sen bunu yapabilirsin!' Çocuğun zayıf yüzünde kırmızı lekeler var, ağzı titriyor ve gözlerinden yaşlar süzülüyor. Salondaki çok sayıda insan duygulanmış bir halde, çocuğun sandalyeden kalktığını ve artık tek başına, koltuk değnekleri olmaksızın ayakları üzerinde durduğunu görüyor. 'Şimdi de yanıma gel!' Çocuk, emin olmayan adımlarla ona elini uzatan ve uzun uzun gözlerine bakan Gröning'e doğru yürüyor. Sevgiyle çocuğun başını okşuyor ve onu annesine geri gönderiyor: ‚Egzersizlere yavaş yavaş devam et, fazla zorlama, bacaklar henüz fazla zayıf! Eve dönerken tekrar koltuk değneklerini kullan, ama onları yakında atabilirsin!‘ Mutlu çocuğun gözleri ve mutlu bir anne onun teşekkürü oluyor.
Kronik başağrısı olan genç kız, Gröning ona hitaben konuşmadan önce şifalanmıştır bile.
Peki ya doktor? Bu hadiseleri tek bir kelime söylemeden izledi. Gröning'e elini uzatıyor: ‘Bay Gröning, ben emrinize amadeyim, ben sizin arkanızdayım!’”

Dr. Kurt Trampler, 1949 yılında Rosenheim'daki Traberhof’ta gerçekleşen hadiseler hakkında bir kitap yazdı.

Aşağıda birkaç alıntı sunulmaktadır:
„ Bundan önceki gecelerin birinde (5/6 eylül) bir doktor Karl Sch.‘yi, Traberhof'un önündeki alanda görme yetisine tekrar kavuştuğuna dair heyecan verici bir tespitte bulunarak evin içine getirdi. Sch., Münih‘teki üniversitenin göz kliniğinden 1949 yılında aldığı ve şu bilgileri içeren bir raporu gösterdi: '24.08.1914 doğumlu Karl Sch. adlı hastanın sağ gözünde göz titremesi, saydam tabakasında yara izleri ve doğuştan katarakt bulunmaktadır. Görme yeteneği sadece yirmide birdir, sol gözü bulunmamaktadır. Hasta böylelikle fiilen kördür. Sakatlık oranı %125’tir. Bay Sch.’nin sürekli olarak bir refakatçiye ihtiyacı vardır. İmza Başhekim Dr. E. Walser.' Bu kör adam, Bruno Gröning'in - o sırada Bremen taraflarından - şifa dalgalarını gönderdiği o alanda bulunuyordu. Şimdi muazzam bir heyecanla bir anda gözlerinde bir şeylerin değiştiği duygusunun nasıl belirdiğini, Traberhof'un çatısına yerleştirilmiş olan mavi neon ışıklı bir reklamdaki at kafasını nasıl algıladığını anlatıyor. Nihayet, bütün her şeyi iyi görebilene kadar tüm çevre alaca karanlıktan sıyrılarak keskinleşmişti.
Bruno Gröning kör bir insana yeniden görme yeteneğini verebildiği zaman, insanı sarsan sahneler meydana geliyor. Görme yetisinin bir anda geri kazanıldığı bir kaç olayda, o mutlu insanlar kaderlerinin neredeyse inanılamayacak değişiminden dolayı çok fazla duygulanmıştı. Bana Bruno Gröning'in anlattığına göre aralarında doğuştan kör olan ve görülebilir dünyanın kendilerine önce açıklanmak zorunda olan birkaç kişi de vardı.

Anny Barones Ebner von Eschenbach, 1950/1951 yıllarında Gräfelfing’de Weikersheim adlı yabancılar yurdunda Bruno Gröning'in çevresinde gerçekleşen muhtelif hadiseleri kaleme aldı.

Aşağıda birkaç alıntı sunulmaktadır:
"Bir keresinde üzgün yüzlü genç bir kadın ve yaklaşık dokuz yaşlarında olani bir kız çocuğu ikinci sırada oturuyordu. Gröning kendisine "Eh, annecik, ne hissediyorsunuz?" diye sorunca kadın " Ne yazık ki hiç bir şey hissetmiyorum, Bay Gröning!‘ diye cevap verdi.
‚Evet, annecik, hep geçmişe geri bakmayın! Onun korkusu hala içinizde, onu önce teslim etmeniz lazım. Bir bombardıman esnasında olmuştu. Siz bir tür yazlık evindeydiniz, enkaz altında kaldınız ve sekiz aylık hamileydiniz. Tekrar kurtarıldığınız zaman çocuk dünyaya geldi ve kördü. Doğru mu?’
Kadın hayretler içinde ‚Evet, gerçekten öyle oldu!‘ diye yanıt verdi.
Bunun üzerine Bruno Gröning şöyle konuştu:‘ ‚İşte artık o korkunç zamanı düşünmeyin, Tanrı’nın yardımına sıkı sıkıya inanın ve ondan ricada bulunun! Çocukcağızı da her seferinde yanınızda getirmek zorunda değilsiniz, yeter ki anneciği bütün kalbiyle inansın.‘

Bir hafta sonra kadın yeniden buradaydı. Bruno Gröning, konuşmasının ortasında ona doğru gitti, sessiz kalarak durdu ve dedi ki:‘Annecik, perşembe günü saat 17.20'de çocukcağızınızı alın, karanlık bir odaya götürün, o görmeye başlayacak ve daha önce hiç renkler ve şekiller görmediği için korkabilir ve korku onu hasta edebilir. Onu, çevresindeki her şeye yavaş yavaş alıştırın!'
Bu vaka özellikle ilgimi çektiği için, arayıp sordum ve bir süre sonra her şeyin dakikasına kadar, Bruno Gröning'in dile getirdiği gibi gerçekleştiğini öğrendim. Bir kaç yıl sonra doğrudan Bruno Gröning'in kendisine çocuğu sordum ve sanki hayatında asla kör olmamış gibi normal bir şekilde gördüğünü öğrendim.
Bir keresinde yüzü bembeyaz olan bir genç kadın tekerlekli sandalye ile içeriye getirildi. Konuşma esnasında bayıldı ve sanki ölüymüş gibi görünüyordu. Bruno Gröning ona kısaca bir baktı ve endişelenmeye başlayan etrafındakileri, özellikle yanındaki adamı sakinleştirdi. Yaklaşık yarım saat sonra kendine geldi, gerindi, yanakları kırmızılaşmıştı ve tekerlekli sandalyeden kalktı, henüz emin olmayan adımlarla, parlayan ve şaşkın bakışlarla Bruno Gröning’in yanına doğru yürüdü. ‘Ne güzel, değil mi, küçük hanım, insanın tekrar kendi ayakları üzerinde durabilmesi ve kalpçiğinin yine normal ritimde çarpması. Ama şimdi hemen kaçırdığınız yılların acısını çıkarmayın - bedeni yavaş yavaş görevlerini yapmaya alıştırın!’ Kadın teşekkür etmek isteyince Gröning şöyle dedi:
‚Tanrı’ya şükredin! Ben yalnızca O'nun küçük bir hizmekârıyım, artık bundan sonra Tanrı’nın hakiki bir çocuğu olduğunuzu kanıtlayın!‘
Kadını içeriye getiren adam ayağa kalktı ve duygu yüklü bir sesle şöyle dedi: ‘Bay Gröning, ben eşiyim ve kendim tıp doktoruyum, elimden gelen her şeyi yaptığım halde eşimin iyleşmesi benim için imkansızdı. Ancak kendisinin tek bir isteği vardı, o da size gelmekti. Daha buraya gelirken yolda öleceğinden emindim, çünkü kalbi öyle hastaydı ki her hareketi ölümüne yol açabilirdi. Bu mucize karşısında sarsıldım ve neredeyse inanamıyorum!‘
Sevinçten ağlayarak boş olan tekerlekli sandalyeyi iterek dışarıya sürdü, eşiyle birlikte sandalyelere oturdu ve iki saatlik konuşmayı dinledi. Yanında oturan sağlıklı, mutlu eşinin görüntüsüne sanki alışmak zorundaymış gibi ona sık sık şaşkın bir şekilde dönüp bakıyordu.
En arka sıralarda çoğunlukla işitme engelliler oturuyordu ve Gröning o anda onlara çok sessizce şu soruyu sordu: ‚Ben bu yükseklikte konuşunca beni iyi duyuyor musunuz?‘ Cevap şu oldu: ‚Evet, bu yükseklikte konuştuğunuzda her kelimeyi anlıyorum ve kafamda bir vızıltı ve bir uğultu başlıyor.‘ Herkes gülüyordu, çünkü Bruno Gröning'in ne kadar kısık sesle soru sorduğunu duymuşlardı.“

İlk düşünceden filmin bitmiş haline kadar

1993 yılında "Mucize Havari" sinema filminin çekimi bitirilip gösterime girdikten hemen sonra yeni ve daha külfetli bir projenin hazırlıkları başladı: Bruno Gröning'in Yaşamı hakkında bir sinema filmi.
1994 yılının tümü hazırlıklarla ve araştırmalarla geçti. Arşiv gözden geçirildi, görgü tanıkların verdiği raporlar incelendi ve giderek çoğalan veriler ve bilgiler derlendi.
1995'in şubat ayında çekimler başladı. Bir fenomenin izinde yıllarca sürecek bir yolculuk başladı. 80‘den çok görgü tanığı ile röportajlar yapıldı. Danzing'ten Paris'e kadar olayların gerçekleştiği yerler ziyaret edildi. Sahnelerin çekimi yapıldı ve film arşivlerinden bir çok orijinal çekimler bir araya getirildi. Yüzlerce fotoğraf, slayt ve belgelerin çekimleri yapıldı. Son röportajlar 2000 yılının başında, son belgelerin çekimi ise 2002'de yapıldı.
1997 yılının mayıs ayında 2000’i aşkın figüran ile yapılan "Traberhof Sahnesi" dikkate şayan bir olay oldu. Haftalarca hazırlıklar yapmak gerekmişti. Figüranların bulunması, yüzlerce kostümün tedarik edilmesi, teknik ekipmanın hazır edilmesi ve çekim için izinlerin alınması gerekiyordu.
İlk figüranlar daha öğleden önce gelmeye başladı. Çekimlere karanlık bastıktan sonra başlanacağı halde kısa zamanda yüzlerce otomobil ve düzinelerce otobüs gelmişti. Rosenheim yakınlarında sahne donanımı ve aksesuarla 1949 yılındaki Traberhof'a benzetilen bir çiftlik evi olan sözde Traberhof’un önündeki meydan yavaş yavaş dolmaya başladı.
Film ekibi, maske, saç modelleri, kostümler, sahne donanımı, ışıklandırma vs. gibi konularla ilgilenen 70‘ten fazla kişiden oluşuyordu. Hava kararır kararmaz çekimlere başlandı. Şafak vaktine kadar her şeyin bitmiş olması gerekiyordu. Aniden teknik ekipman çalışmaz oldu. Daha sonra kamera ile problemler ortaya çıktı. Münih'ten yedek parçaların getirilmesi gerekti...
Bütün zorluklara rağmen gün doğmadan kısa bir süre önce tüm sahnelerin çekimi bitmişti. Sabah saat 6’da, kısa bir süre öncesine kadar 2000 kişinin kamp kurmuş olduğu meydan bomboş kalmıştı. Gece olanları anımsatacak bütün izler silinmişti.
Toplam 70 saatten daha uzun süren bir film çekildi. Daha sonra aşırı miktardaki bu malzemenin incelenmesi, seçilmesi ve kesilmesi gerekiyordu. Kısa süre sonra anlaşıldı ki bir akşamlık film çevirmeye yönelik ilk plana sadık kalmak mümkün değildi. Konuyu iki saatte aktarmak imkansızdı, Bruno Gröning’in hayatını yaygın bir formata sıkıştırmak mümkün değildi. Sonunda üç tane film ortaya çıktı. Uzunlukları neredeyse beş saate varıyordu.

Alışılmışın dışında bir konu, alışılmışın dışında bir film, alışılmışın dışında bir format.

Bruno Gröning Fenomeni

Filmin içeriği

Bruno Gröning (1906 – 1959)1949 yılında ruhsal yoldan gerşekleştirdiği sayısızca şifalardan dolayı dünyaca tanındı.

Ancak sağlık idaresinin bazı yönetici doktorları bunu kabul etmek istemediler ve yerel kamu yöneticilerinin Bruno Gröning'e şifa yasağı getirmelerini sağladılar. Kendisini Alternatif Tıp Yasası’nı ihlal etmekle suçladılar. Ancak bu yasak kanunlara aykırıydı, çünkü o, asla tıbbi anlamda tedavi uygulamadı. Buna rağmen ömrü boyunca bu suçlama ile kamuoyunda ve mahkemelerce kovuşturuldu.

Yuvaya dönüşüne kadar misyonunu şefkatle ve özverili insan sevgisiyle yerine getirdi. Filmde 50'den fazla görgü tanığı kendisiyle yaşadıkları kişisel deneyimlerini anlatıyorlar.

Seyirci Yorumları

Jana P., Bad Bevensen

Beş ekimde filmi seyrettim. Hala, günlerce sonra dahi Bruno Gröning'in öyküsünden çok etkilenmiş ve çok duygulanmış haldeyim. Film, çok yüce ahlaki değerler yansıtıyor, zengin ile fakir arasında hiç bir ayırım gözetilmiyor, insan insan olarak ön planda tutuluyor, dürüstlük var… Bruno Gröning’den, onun yardım ettiği, ona sempati duyan tüm insanlardan büyülendim … Tarafsız anlatımlara çok büyük saygı duyuyorum ve onun vasiyetinin daima varlığını sürdürmesini ümit ediyorum.

Tina S., Potsdam

Film sayesinde kendimi Bruno Gröning'e insan olarak çok daha yakın hissettim … Özellikle bütün canlı varlıklara karşı duyduğu kayıtsız şartsız sevgi dikkatimi çekti. Bu insanın, her türlü bencillikten ne denli arınmış olduğunu bir kez daha kavradım. Bedenimde defalarca şiddetli karıncalanma hisleri oluştu ve daha sonra "kendimi toparlamak” için biraz zamana ihtiyacım oldu. Enerji yönünden film benim için çok yoğundu. Ayrıca: Filmin "yapımcılarına" büyük bir saygı duyuyorum.

Walter K., Viyana

...özellikle de şefkatli ve sevgi dolu bir Bruno Gröning'in gösterildiğini iyi buldum. En nihayet, Tanrı'nın sevgisidir bütün yaraları şifalandıran. Bu şifa verici sevgi akımını net bir şekilde hissedebildim.

Marion N., Münih

Tanrı ile bağımızın biz insanlarda bir çok şifaya yol açabileceğini gösteren çok etkileyici bir filmdir. Tanrı hayattır – Tanrı sevgidir. Tanrı, insanın kendini idrak etmesidir. Sadece iyi şeyler amaçladığı halde Bruno Gröning'e karşı yürütülen mücadele menfurdur.

Regina G., Wollbach

Filmi çok beğendik ve çok etkileyici bulduk. Görüntüler, görgü tanıkların açıklamaları çok bilgilendiriciydi. Film hiç sıkıcı olmadan bir anda akıp geçti. Medyanın gücünü, Bruno Gröning'e zarar vermek için nasıl kullandığını görmek bizi dehşete düşürdü.

Karola K., Berlin

Bruno Gröning filmi, materyalizme karşı bir örnek teşkil etmesiyle beni çok derinden etkiledi. Vermenin ve almanın bir başka çeşidi. Bu, hastalarım için büyük bir yardım oldu.

Ferdinand T., Münih

Münihteki Maxim Sineması’nda, filmin uzunluğuna rağmen tüm gösterim boyunca büyük bir heyecan hakimdi. 52 yaşında olan ben, filmi tarihsel açıdan çok ilginç buldum, çünkü doğal olarak o döneme ait kişisel hatıralarım yok. Bunun ötesinde özellikle filmin verdiği mesajı ve ifade ettiklerini anlamlı ve dikkate değer buluyorum. Bunlar beni de bir süre daha meşgul edecektir. Bruno Gröning'in yaşamından daha çok detaylar görmek isterdim. Belgesel filmi, sinema filmi sahneleri ve görgü tanıklarının ikna edici gelen ifadelerinden oluşan karışımı ilgi çekici buldum ve bu, filmi canlı ve eğlenceli hale getirmişti.

Dorothea N., Siegen

Çok etkileyici bir film, Bruno Gröning hakkındaki görüşümü düzeltebildim. (92 yaşında) Film kesinlikle seyredilmeye değer.

Lucas W., Viyana

Film ve Bruno Gröning'in kaderi beni derinden duygulandırdı. Filmin kalitesi mükemmel ve sadece gerçeklerin dile getirildiği açıkça anlaşılıyor.

Roswitha S., Viyana

Filmin üç bölümden oluştuğunu bilseydim bu denli uzun bir gösterime asla gitmezdim.

Luise R., Münih

Çok büyük bir duyarlılık ve sevgi ile yapılmış çok etkileyici sahneler - başarılı bir kurgu – bu film sayesinde Bruno Gröning’e insani açıdan yaklaşmak mümkün oldu – bu onun büyük bir şifacı olduğuna dair inancımı pekiştiriyor.

Miriam V., Viyana

Daha önce dikkatim bu konuya çekildiği için, filmin gösterimi esnasında açık bir beden pozisyonuna girdim ve gerçekten bu süre içerisinde ellerimde ve daha sonra da bütün bedenimde karıncalanma hissettim. Bedenimin ağrıyan yerlerinde bir çekme hissettim ve sanki vücudumda bir şeyler dengeleniyormuş gibi bir hisse kapıldım. Bende çift taraflı omurga kayması var ve bu nedenle belimde ağrılar olur. Ama artık kayboldu. Bu film beni derinden etkiledi. Şimdi bile şifa veren enerjinin içimde akmasını sağlıyorum. … Ne olursa olsun bu filmi başkalarına da tavsiye edeceğim.

Şifa Fenomeni

Filmin içeriği

Grete Häusler (1922 – 2007) Bruno Gröning ile ilk karşılaşmasında „iyileşmeyecek“ üç rahatsızlığından spontane bir şekilde şifalandı. Minnettarlığı ve hayırseverliği öylesine büyüktü ki 1979 yılında Bruno Gröning-Arkadaş Çevresi’ni kurdu. Yuvaya dönüşüne kadar dünya çapında tüm insanların Bruno Gröning’in öğretisinden haberdar olmaları ve ilahi Heilstrom’u deneyebilmeleri için mücadele etti. Tavsiyeler, bilgilendirme toplantılarıyla gitgide daha çok ilgi duyan insan Bruno Gröning-Arkadaş Çevresi’ne katılmaktadır.

"Şifa Fenomeni"- Bu film, günümüzde dünyanın her yerinde bir çok insanın böyle mucizevi şifalar deneyimlediğini göstermektedir. Arkadaş Birliği‘ndeki Tıbbi-Bilimsel Uzmanlar Grubu’na ait doktorlar şifaları yorumluyor ve deneyimlerini dile getiriyor. Arkadaş Çevresi’nin diğer dikkate değer etkinlikleri tanıtılıyor

Bütün bunlar 13.000'i aşkın gönüllü yardımcılar ve arkadaşların gönüllü bağışlarıyla gerçekleşiyor, hiç kimse buradan bir kazanç sağlamıyor.